« Eski Home
Yükleniyor Yeni »

Çocuk Sahibi Olmak İsteyenler İçin Test :)

Gençsiniz ve artık bir çocuk sahibi olmak istiyorsunuz. Ama bir çocuğa bakıp bakamayacağınızı bilmiyorsunuz. O halde kendinizi hazırlamanız gerek. Yıldırım Tuna çocuk sahibi olmadan önce kendinizi eğitmeniz için bir dizi test hazırlamış. Bunları yapın, başarılı olursanız sizin için çocuk büyütmek çocuk oyuncağından farksız hale gelecektir.

Oyuncak testi:

55 sepet karışık LEGO’yu evin her tarafına serpiştirin, gözünüzü bağlayıp çıplak ayakla mutfağa veya banyoya doğru yürüyün. Asla bağırmayacaksınız ama, çünkü çocuğunuz olduğunda uyanacaktır bu bağırtaya. (Bu hemen her gece başınıza gelecektir.)

Süpermarket testi:

Birkaç küçükbaş hayvan edinin (keçi en idealidir). Onlarla süpermarkete girin. Gözünüz sürekli üzerlerinde olsun, çıkarken yedikleri ve zarar verdikleri şeylerin parasını ödeyin…

Elbise giydirme testi:

Büyük, mutsuz ve canlı bir ahtapot edinin, onu dar, uzun bir bez torbanın içine sokmaya çalışın… Bütün kollarının torbanın içinde olması esastır…

Besleme testi:

Büyük, plastik, ağzı dar bir testi alıp yarısına kadar su doldurun ve bir iple onu tavana asıp salıncak gibi sallayın, başka bir kapta unla suyu karıştırın, elinizdeki bir kaşıkla da bu unlu karışımı tavanda sallanan testinin ağzından içeri sokmaya çalışın, bu arada siz sanki uçakmışsınız gibi sesler çıkartın.

Gece testi:

Bir bez torba diktirip içine 6 kilo kum doldurun. Kuma su emdirip işten gelir gelmez kucağınıza alıp onunla tam gece yarısına kadar vals yapın. Saatinizi gece 01.00’e kurup 01.00’de torbayı kucağınıza alıp 04.00’e kadar hiç bilip duymadığınız saçma sapan şarkılar söyleyin. Saatinizi 05.00’e kurup o saatte kalkın, kahvaltı edip hazırlanın ve bunu 5 sene sürdürün, iş arkadaşlarınıza moralli ve enerjik gözükün..

Otomobil testi:

Spor araba sevginizi bir kenara itip bir Station Wagon araba alın. Bir külah erimiş çikolatalı dondurma alıp arabanın torpido gözüne sokun. Ona bulaşmış kasetleri kasetçalara sokup sokup çıkartın, çikolataları eritip arka koltukların üzerine sürün. Sonra bunu her gün temizleyip baştan başlayın.

Tahammül testi:

1 kalıp yağı perde ve halılara sürün, koltuğun arkasına bir balık yapıştırıp böylece 1 yaz bekletin…

Can Ataklı

Sigara 4

12 Mayıs 2009
Sigarasız 2. sene…
Nerdeymiş bakiim aferin kurdelem? heeeeh yapıştıralım şurayar4 oohhh çüçek gibi oldu.

1 seneden sonra sürekli olmasa da, bazen strese girecek kadar sigara istiyodu canım. Hatta kaç defa “ay içicem, yok içmiyim, ama içicem galiba” diye kendi içimde gidip geldim. O istek anında içsem devamı gelecekti biliyorum ve bana göre artık 1′i de 1000′i de aynı. O yüzden her defasında frenledim kendimi, “ulan alt tarafı ot parçası …. ” diye. 2 sene önce sigarayı bıraktığım gün paketimde 1 sigara ve çakmak kalmıştı. Yaklaşık 21-22 ay çekmecemde kardeş kardeş yattılar yanyana. Taa ki benim sol taraftaki; merak yönümü yine gaza getirene kadar. Hatırlarsınız ilk sigarama da meraktan başlamıştım… Benden size 1 tavsiye; Yaptığınız şey kötü bile olsa yarım bırakmayın, üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin yapmak için geri dönmek zorunda kalırsınız yoksa :D

Kendimi frenleyeceğimi ve tekrar başlamayacağımı biliyordum ama yine de ne hissedicem, ne olacak diye merak ettim işte. Canım çok istemediği bir gün, çekmecemdeki sigarayı alıp yaktım. Derin bir nefes çektim, içimde inanılmaz bir heyecan, sevinç…

1. nefeste “Ohh çok özlemişim, iyi geldi”
2. nefeste “Hstr bunu mu özlemişim?”
3. nefeste “Hstr bunun için mi bunca senemi zehir etmişim?” dedim ve söndürdüm.  Paketi bitirdim, son sigaramı içtim ve herşey bitti…

İşin ilginç tarafı 2 sene geçmesine rağmen ne midem bulandı, ne tadı garip geldi sanki son sigaramı 1 sa. önce içmişim gibiydi. Sadece bunca zamandır içmediğim için sigaranın iğrenç tadına objektif bir gözle bakabildim. Oysa içerken ne çok severdim o iğrenç otun tadını, ne keyif alırdım… Hiçbir zaman bırakabileceğime inanmıyordum bu yüzden. Arkadaşlarım da “biz hep bırakıcaz dedik, sen; ben bırakamam derdin, biz bırakamadık sen 2 seneyi nasıl bitirdin” diye hala inanamıyor. Hatta denemek için bazı mikroplar arada “al canım burdan yak” diye ikram ediyor. Ama işte zafer, 2 seneee vay beee hala inanamıyorum düşününce ve şunu anladım ki;
Sigara içmek cahillere, bırakamamak iradesizlere mahsustur.
Herkese bol oksijenli günler.
Son söz: Herşeyi merak etmeyin :D

İlgili Yazılar:

Sigara // Sigara 2 // Sigara 3

Coca Cola’nın Ajans Farkı :)

Coca Cola’nın bizdeki reklamına bakın BııııRrrrr :(
Bir de yurtdışındaki reklamlarına bakın. Bana göre en güzel reklamlarından biri, çok keyifli ve başarılı bir çalışma olmuş. Yapanların zekasına sağlık.. Ne diyelim işte ajans farkı…

İyi seyirler

Bu aşağıdakiler de bonus olsun :)

Okumaya devam et ‘Coca Cola’nın Ajans Farkı :)’

‘67 - ‘94

k6


Khalil Gibran’dan

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Dostum’a…

İyi ki doğdun, iyi ki varsın dostum.
En güzel yıllara, en güzel sohbetlere, beraber nice güzel yaşlara…
En kısa zamanda kadehlerin vurmak lazım dibine, patlarcasına gülmek lazım yine. 11 sene geçmiş, ama dünkü gibi yeni herşey. Uzaklık, zaman, hiçbiri kaybettirmedi, değiştirmedi değerini. Kimler geldi geçti, yürüdüğümüz yollardan, ama biz birlikte yürüdük her zaman…

984

‘98 Kadıköy

Beraber bir ömür aynı yolda yürümek dileğiyle…

Sevgi…

Sevgi biraz anlayış gerektirir, biraz özveri, bazen duymamak, bazen görmemek gerekir bir şeyleri, kolay bulunmaz ama kolay kaybedilir. Bazı zamanlarda insana cinnet geçirtecek kadar da sinir edicidir :)

Evet bilindiği üzre koyu GS’lıyım, ama FB stadında maç izlemeye gidiyorum beni götürmeye devam ettikleri sürece de giderim. Çünkü benim gözümde “futbol spordur.” İnsanların birbirinin üstüne bıçaklarla yürümesini yada küfür etmesini gerektiren bir ölüm kalım savaşı değil.

İnsanları galeyana getirip, her şampiyonluktan yada derbiden sonra tatsız olayların yaşanmasına sebep olan kulüp başkanlarımıza ve spor yazarlarımıza 1′er kilo kına gönderelim ve ayakta alkışlayalım. Amaçlarına fazlasıyla ulaştılar…

Sevgi, birlikte olduğun insanla aynı dili konuşmayı gerektirir. Farklı renkleri aynı çatıda birleştirir. Rakip sahada maç izlerken bile eğlenmeyi, acıyı ve mutluluğu  paylaşmayı öğretir. Birçok arkadaşım tepki gösteriyor “sen nasıl gidip orda maç izlersin” diye, sevgilimin arkadaşları da dalga geçiyor “aaa GS’lı da gelmiş bizimle maç izlemeye” diye. Hiçbirinin, hatta sevgilimin bile anlayamadığı bir durum bu.

Sevgiliniz yada eşinizle farklı takımları tutuyor olsanız bile, mutlaka birlikte gidin statta maç izleyin, onunla tezahürat yapıp, onunla küfür edin. Hem çok rahatlayacaksınız, hemde gol atıldığında O’nun suratındaki  sevinç ve gülümseme inanın birçok şeye değer. GS’lı olmama rağmen, stada gittiğim zamanlarda bende golü bekliyorum heyecanla, sadece o gülümsemeyi görebilmek için…

İşte bana göre sevgi, böyle bir şey.

9270

Bu foto 2 gün önce gittiğimiz FB-TS maçında çekildi.
Ve son olarak Emre‘ye çoook teşekkürler…